
1) Nazlı’yı tanıyalım
1. Başlangıç olarak, sizi tanıyalım: Nazlı Yırtar kimdir, bugün ne yapıyorsunuz ve son zamanlarda günleriniz nasıl geçiyor?
Yaratıcı strateji, pazarlama ve streaming alanlarında uzmanlaşmış bir müzik endüstrisi lideriyim. Warner Music Group’ta Gelişen Pazarlar Pazarlama Başkanı olarak çalışıyorum.
Günlük işimde, Nijerya, Polonya ve Mısır gibi pazarlardaki öncelikli sanatçılar için küresel pazarlama ve tanıtım stratejileri şekillendiriyorum — onların uluslararası erişimini ve hayran kitlelerini büyütmeye yardımcı oluyorum. Aynı zamanda, Ed Sheeran, Coldplay ve Charli XCX gibi küresel süperstarların kitlelerini, liderlik ettiğim uluslararası pazarlarda genişletmek için çalışıyorum.
Rolüm; kültür, veri ve yaratıcılığın kesişiminde yer alıyor; kitle içgörülerini sınırları aşan kampanyalara dönüştürüyor.
* * *
2. Kariyeriniz müzik, teknoloji ve danışmanlık arasında ilerledi. Bu geçişlerin arkasındaki ortak tema neydi — sizi hep ileriye çeken şey ne oldu?
Kariyer kararlarımın arkasındaki ortak tema her zaman insan davranışı oldu. En erken rollerimden itibaren — staj dönemlerimde bile — insanların nasıl düşündüğünü, seçtiğini ve etkileşime geçtiğini gözlemleyebileceğim ortamlara çekildim; ardından kararlarımı insan içgörüsü ve veriye dayandırdım. Müzik kişisel bir tutku olsa da, müzik endüstrisindeki rollerim hiçbir zaman sadece zevk veya yaratıcılıkla ilgili değildi; kitleleri anlamakla ilgiliydi — keşfin nasıl gerçekleştiği, duygusal bağın nasıl oluştuğu ve davranışın ölçülebilir sonuçlara nasıl dönüştüğü. Her geçişte, insan davranışına bu odak sabit itici güç oldu.
* * *
3. İstanbul’dan Milano’ya ve şimdi Londra’ya — bu taşınmaların her birini motive eden ve sizi “bir sonraki bölüme” iten neydi?
Genç yaştan beri merakla motive oldum — farklı şehirleri, kültürleri ve yaşam biçimlerini deneyimleme isteğiyle. Yurt dışında yaşamak, keşfetme, öğrenme ve gelişme biçimimin her zaman doğal bir uzantısı gibi geldi. Türkiye dışında yaşadığım ilk deneyim, 20 yaşımda Frankfurt’taki bir stajla oldu. Bu dönem, profesyonel, sosyal ve kişilik açısından gerçekten belirleyici bir bölümdü — ve hızlı tempolu, uluslararası ortamlarda başarılı olduğumu ve olmak istediğimi doğruladı. İstanbul, köklerimin ait olduğu, gururla geldiğim ve beni derinden şekillendiren şehir. Enerjisi, kültürel zenginliği ve bitmeyen hareketliliği inanılmaz ilham verici; orada hayatımı ve kariyerimi kurarken çok mutluydum. Bu bölüm devam edebilirdi — ta ki o dönem için hayalimdeki iş olan, Milano’da Spotify’a müzik editörü olarak katılma teklifini alana kadar. Bu taşınma, hırsımı ve tutkumu takip etme yönünde net bir karardı. Milano farklı bir ritim sundu — yüksek yaşam kalitesi ve doğayla güçlü bir bağ (hafta sonu yürüyüşlerimi gerçekten özlüyorum). Beni kişisel olarak olgunlaştıran, ayaklarımı yere bastıran bir dönemdi ve bugün hâlâ değer verdiğim dengeyi orada geliştirdim. Ancak Londra her zaman kaçınılmaz hissettirdi. 2013’ten beri gidip geliyordum ve sonunda buraya yerleştiğimde, profesyonel fırsat ile kişisel aidiyet arasında doğru denge gibi hissettirdi. Küresel kültür merkezlerinden biri olarak Londra, müzik endüstrisi profesyonelleri için bulunulması gereken şehirlerden biri. Londra’nın ölçeği, çeşitliliği ve açıklığı, hırsı ödüllendiriyor — inşa etmeye ne kadar hazırsanız o kadarını takip edebiliyorsunuz. Artık kendimi en çok evimde hissettiğim şehir burası ve devam ettirmek için en çok heyecan duyduğum bölüm de bu.
* * *
4. Warner Music Group gibi küresel bir markanın parçası olmak nasıl bir his?
Kesinlikle heyecan verici. Warner’da en çok öne çıkan şey insanlar: hem güçlü sanatçı kadrosu hem de onların arkasındaki ekipler. İş birliği, yaratıcılık ve nezaket — bunların hepsi burayı çalışmak için gerçekten tatmin edici bir ortam yapıyor. Buradaki sağlıklı iş-yaşam dengesini takdir ediyorum; ama aynı zamanda hırslı ve proaktifseniz büyümek için net bir alan da var — bunu mümkün kılan da destekleyici ve güvene dayalı kültür. Profesyonel olarak, küresel bir ağın parçası olmak paha biçilmezdi. Pazarlar ve kültürler arasında çalışmak, düşünme biçimimi sürekli zorladı ve genişletti; uluslararası bir kariyer inşa etmek için ideal bir ortam. İnsanlar, ölçek ve yaratıcı hırsın birleşimi, bu deneyimi farklı kılan şey.
* * *
2) Milano / Londra: İş kültürü ve günlük gerçekler
5. Dışarıdan bakınca Londra’da çalışmak hızlı ve oldukça rekabetçi görünüyor. İçeriden sizin deneyiminiz nasıldı?
İçeriden bakınca Londra hızlı, ama aynı zamanda oldukça kişinin kendi yönettiği bir yer. Tempo büyük ölçüde ne kadar dahil olmayı ve yatırım yapmayı seçtiğinizi yansıtıyor. Hırslı insanlar için son derece uyarıcı ve ödüllendirici bir ortam. Rekabet gerçek, ama erişimle dengeleniyor. Doğru ağları profesyonel ve kişisel olarak kurarsanız, Londra alışılmadık bir açıklık sunuyor. Benim deneyimimde, çeşitliliği, ortak dili ve farklı geçmişlere ve düşünme biçimlerine yönelik kültürel kabulü sayesinde güçlü bir destek sistemi kurmanın en kolay olduğu Avrupa şehirlerinden biri. Londra’yı farklı kılan şey, hem hırslı hem de otantik olmanıza izin vermesi. Buradaki deneyimimi yalnızca yoğun değil, gerçekten sürdürülebilir kılan da bu kombinasyon.
* * *
6. Birleşik Krallık iş kültürünü karar alma, iletişim tarzı ve beklentiler açısından nasıl tanımlarsınız?
Birleşik Krallık’taki deneyimim her zaman uluslararası ortamlarda oldu — bu da farklı bakış açıları arasında netlik ihtiyacıyla, açık ve nispeten doğrudan olmayı gerektiriyor. Karar alma beklentileri yüksek: pazar hızı ödüllendiriyor, ama stratejik düşünceye de değer veriyor. Zorluk — ve beceri — ne zaman hızlı hareket edip ne zaman doğru kararı vermek için yavaşlamak gerektiğini bilmek.
* * *
7. Milano’dan Londra’ya taşındığınızda en büyük fark neydi?
Londra kesinlikle profesyonel, sosyal ve kişisel olarak daha yüksek bir tempoya sahip. Londra daha kapsayıcı ve sizden belirli kalıplara uymanızı istemiyor; aksine özgünlüğü ödüllendiriyor. Muhtemelen Milano’da daha iyi bir iş-yaşam dengesi ve kesinlikle daha iyi bir yaşam kalitesi var ama buradaki sosyal hayatı ya da fırsatları başka herhangi bir yerle gerçekten kıyaslayamam — belki sadece New York’la.
8. Londra’da yeni bir hayat ve rutin kurarken, “Keşke biri bunu bana daha önce söyleseydi” dediğiniz bir şey oldu mu?
Günlük süreçlerin ne kadar yavaş olabildiği — GP randevularından vergi ve mülke kadar. Türkiye’den gelen biri için, işlerin daha pratik ve hızlı ilerleme eğiliminde olduğu bir yerden, bu bir kültür şokuydu. Birleşik Krallık’ta yaşam kesinlikle hazırlık ve uzun vadeli düşünme gerektiriyor.
* * *
3) Küresel kariyer geçişleri: Uyum, kimlik ve cesaret
9. Farklı ülkelerde çalıştığınızda, yol boyunca kendinizi doğal olarak yeniden tanımlarsınız. “Küresel bir kariyer” sizi kişisel olarak nasıl değiştirdi?
Kariyerimin erken aşamalarından itibaren, her zaman uluslararası bir yol inşa etmeyi hedefledim. Türkiye sınırlarının ötesinde bölgesel ve küresel kararları etkileyen güçlü kadın liderleri örnek aldım. Küresel bir kariyere sahip olmak, kendimi gerçekleştirmeme ve hayatım için koyduğum hedeflere ulaşabileceğime güvenmeme yardımcı oldu. Vizyonumu genişletti ve bugün dünyayı, işi ve insanları görme biçimimi derinden şekillendirdi. Bu yolculuğun bana kazandırdığı perspektifi hem profesyonel hem kişisel olarak gerçekten takdir ediyorum.
10. Yurt dışında kariyer inşa etmek isteyen biri için en kritik ilk 3 şey nedir?
Kendine karşı dürüst olmak: bunu gerçekten istiyor musun, kendini yeni bir kültüre açmaya, ondan öğrenmeye ve keyif almaya hazır mısın? Çünkü yurt dışında yaşayıp bu kararına içerleyen, bulunduğu ortama entegre olamayan birçok insan görüyorum ve bu üzücü. Aileni ve arkadaşlarını geride bırakıp tek başına bir yolculuğa çıkmak büyük cesaret istiyor. Yeni insanlara, ortamlara ve alışkanlıklara açık olmak. Yeni bir ev bulmak, yeni bir işe ihtiyacın varsa çalıştığın iş piyasasını öğrenmek, yeni bir sosyal çevre kurmak gibi günlük zorluklarla karşılaştığında çok sabırlı olmak — temelde yeni bir hayat kurmak. Ama beni buraya kadar getiren şey maceracı olmamdı.
* * *
11. Kültürel farklılıklarda yol almayı öğrenirken sizi en çok geliştiren deneyim ne oldu?
Tek bir belirleyici deneyime işaret edemem; Frankfurt, Berlin, Roma, Milano ve şimdi Londra gibi birden çok şehirdeki profesyonel ve kişisel yolculuğumun toplamı oldu. Sürekli yeni insanlara, düşünme biçimlerine ve çalışma kültürlerine maruz kalmak zamanla uyum sağlamamı ve öğrenmemi sağladı. İnsanlarla bağ kurmak için çaba göstermek, diller öğrenmek ve açık fikirli kalmak ufkumu genişletmeme ve vizyonumu büyütmeme yardımcı oldu. Bugün kültürel farklılıkları nasıl yönettiğimi şekillendiren şey bu sürekli maruziyet oldu.
* * *
12. Şimdiye kadarki en büyük “Bunu yaptığıma çok gladim” anınız neydi?
30 yaşında müzik endüstrisine geçmek — cesur bir karardı. Geriye dönüp baktığımda tutkumu takip ettiğim için gerçekten mutluyum. Sonunda her şey yoluna girdi :)
* * *
4) Yapay Zekâ & Gelecek
13. Sizce yapay zekâ eğlence ve pazaryeri işlerinde gerçek değeri nerede yaratacak?
Samimiyetle inanıyorum ki yapay zekâ çağında insan yaratıcılığı daha az değil, daha çok önem kazanacak — özellikle müzik gibi yaratıcı sektörlerde. Yapay zekâ uygulama ve teknik katmanların daha fazlasını üstlendikçe, özgün fikirler, güçlü konseptler ve kültürel sezgi daha da değerli olacak. Yapay zekânın gerçek değer yarattığı yer, kolaylaştırıcı bir araç olması. İnsanların fikirleri daha hızlı ve daha geniş erişimle geliştirmesine, test etmesine ve ölçeklemesine yardımcı olan güçlü araçlar zaten sunuyor. Bu anlamda yapay zekâyı yaratıcılığın yerine geçen bir şey olarak değil, insan hayal gücünün yeni zirvelere ulaşmasını sağlayan bir katalizör olarak görüyorum.
* * *
5) Kapanış Bölümü
14. Kahve mi çay mı? Ve bu tercih Milano ile Londra arasında değişti mi?
Kesinlikle kahve. İtalya’da yaşamak çıtayı çok yükseltti ve hâlâ İtalyan kahvesini özlüyorum. Moka potuma sadığım; Roma ve Milano günlerimden beri sürdürdüğüm çok önemli bir sabah ritüeli.
* * *
15. Milano’da öğrendiğiniz ama Londra’da hiç işlemediğini gördüğünüz bir alışkanlık neydi?
Bu çok bir alışkanlık değil, bir yaşam biçimi. Milano’da, tam anlamıyla kabul görmek için İtalyan sosyal normlarına ve kültürel beklentilere uyum sağlama, onlara uyma yönünde doğal bir ihtiyaç hissediyordum. Londra’da ise bu yaklaşım hiç gerekli değil. Şehir, kendini tek bir kültürel koda uydurmak zorunda kalmadan tam olarak olduğun kişi olmanıza izin veriyor. Aslında bu alışkanlığın taşınmamış olmasına seviniyorum. Londra’nın açıklığı burada yaşamanın en özgürleştirici yanlarından biri oldu.
* * *
16. Londra’dan küresel bir kariyer inşa eden birine yalnızca tek bir tavsiye verecek olsanız, bu ne olurdu?
Potansiyelinizi ve fırsatlarla dolu bir şehir olan Londra’nın sunduklarını keşfetmeye açık olun.




